9454,95%-0,31
38,01% 0,26
42,10% 0,17
3789,47% -0,18
6163,56% 0,00
“Başarısız Darbenin Deşifre Olan Listesinden Karaismailoğlu Çıkmıştır”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'deki son siyasi gelişmeleri değerlendirdi. 19 Mart’ta yaşanan darbe girişimi hakkında açıklamalarda bulunan Özel, darbenin başarısız olmasına rağmen, darbe mekanizmasının hala işlediğini belirtti. Özel, “Bu darbe başarısız olmuş olabilir, ancak hala devam eden bir mekanizma var” diyerek, “Cunta, halkın iradesine karşı harekete geçmiş durumda” dedi.
Özgür Özel Açıklama Yapıyor #SonDakika https://t.co/kS3IC4eQ6Q
— 5N1K (@5N1K_haber) April 3, 2025
Özel, darbenin başarılı olmasının durumunda Adil Karaismailoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı’na atanacak kişi olduğunu belirterek, Karaismailoğlu’nun saldırgan tutumunun ardında bu planın yer aldığını vurguladı. “Darbenin başarısız olması, bu listenin deşifre olmasına yol açtı” şeklinde konuşan Özel, darbe girişiminin amaçlarının hala hayata geçirilmek istendiğini söyledi.
“Tayyip Bey’in Kayyım Çabaları Hem Sandıkta Hem Sokakta Geri Püskürtülmüştür”
Özgür Özel, 19 Mart’ta başlayan ve Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecini hedef alan darbe girişimini de eleştirerek, “Tayyip Bey’in kayyım çabaları hem sandıkta hem sokakta geri püskürtülmüştür” dedi. Saraçhane'deki mitinglerin ardından halkın büyük bir direniş gösterdiğini belirten Özel, “Ekrem İmamoğlu'nun adaylığı, Türkiye'nin değil, dünyanın gündemine oturdu” ifadelerini kullandı. İstanbul’daki kayyım planlarının halkın tepkisiyle başarısız olduğunu vurgulayan Özel, darbe girişiminin sokakta, meydanlarda ve sandıkta geri püskürtüldüğünü söyledi.
“Darbe'nin Mağdurları Hapiste, Failleri Cunta Olarak Yönetimdedir”
Özgür Özel, darbe girişimi ve sonrasındaki süreci “başarısız darbe girişimi” olarak tanımlayarak, “Darbe başarısız olsa da failleri, gayri meşru bir şekilde yönetimde” dedi. Darbe girişiminden sonra mağdurların hapiste, faillerin ise hükümetin içinde olduğunu belirten Özel, “Bu darbe, sonuçları itibarıyla başarısız olsa da, yargının eliyle hala devam eden bir hukuksuzluk var” şeklinde konuştu.
“Gürlek’in İlk Günden Beri Yaptıkları, Bugünü Susturmak İçindi”
Ekrem İmamoğlu’na yönelik suçlamalar hakkında konuşan Özel, “Ekrem İmamoğlu’na yolsuzluk ve terör suçlaması yapıldı, ancak biz bu oyunu hemen fark ettik” dedi. Özel, bunun bir provokasyon ve yalanlama süreci olduğunu vurgulayarak, “İstanbul’u kayyım ile ele geçirme hayalleri, halkın karşı duruşuyla bozuldu” diye ekledi.
“Firmaların Yediği Ekmekle Yalancı Tanık Pazarlığı Yapılıyor”
Özel, son zamanlarda bazı firmaların ve kişilerin yalancı tanıklığa zorlandığını belirterek, “Yalancı tanıklıkla bazı kişilerin suç işlediğini ve tehdit edildiğini biliyoruz” dedi. Yalancı tanıklık yapan kişilerin hem maddi hem de manevi baskılarla zorlandığını söyleyen Özel, “Bu, büyük bir suçtur ve sorumluların hesap vermesi gerekir” şeklinde konuştu.
Özgür Özel, toplantıda yaptığı açıklamalarla Türkiye’deki siyasi atmosferin gerginliğini ve darbe girişimlerinin hala devam ettiğini belirtti. Yargıdaki ve devlet kurumlarındaki darbe etkilerinin deşifre olduğunu vurgulayan Özel, “Bu darbe başarıya ulaşamadı ama hala faillerinin etkisi altında bir süreç yaşıyoruz” dedi.
Günümüzde, FETÖ ile mücadele edenler ve bu konuda ifade verenler, güçlü kalmaları gerektiği konusunda sıkça uyarılmaktadır. Özellikle, Ergenekon ve Balyoz davalarında yaşanan olaylar, Erdoğan'ın "Ben bu davanın savcısıyım, Baykal ise darbecilerin avukatı" sözleriyle hafızalara kazındı. Ancak bu davaların savcılarının birçoğunun FETÖ bağlantıları ortaya çıkarken, Erdoğan’ın ‘aldatıldım’ açıklaması da gündem oldu. Zekeriya Öz, Fırat Seçen, Sedat Sami Haşıloğlu gibi savcılar, şu anda firarda. Oysa gizli tanıklar, suçlarla mücadele edenler arasında cezaevlerinde bulunuyor.
Öne çıkan isimlerden Bayram Bozkurt, gizli tanık "Efe" olarak suçlanmış ve 15 yıl 2 ay 15 gün ceza alarak hapiste yatmaktadır. Diğer gizli tanıklar ise, çeşitli suçlamalarla ceza almış ve cezaevinde bulunuyor. Ancak, savcıların kaçması, adaletin izlediği yolu sorgulamaktadır.
Sinan Burhan’ın 11 Mart tarihli bir televizyon programında, Ekrem İmamoğlu’nun bayramdan önce tutuklanacağına dair bilgi verdiği belirtildi. Bu açıklamanın ardından, MASAK raporunun henüz teslim edilmemiş olması dikkat çekiyor. Sinan Burhan’ın, bilgi kaynağının Cumhur İttifakına mensup bir siyasetçi olduğu ve tutuklamanın haberi çok önceden bildiği ifade ediliyor. Bu gelişme, siyasetin ve yargının iç içe geçtiği eleştirilerini gündeme getirdi.
Geçtiğimiz günlerde, Türkiye'deki gençlerin tüketim boykotuna karşı gösterdikleri tepki, geniş bir destek buldu. Boykota katılanların, cezalarını yatmamaları gereken suçlardan dolayı haksız yere tutuklanmalarına karşı mücadele verdikleri ifade ediliyor. Bu boykot, gençlerin demokratik haklarına yapılan müdahale olarak yorumlanırken, karşıt görüşler tarafından 'ön infaz' olarak tanımlanıyor.
Gençlerin boykot çağrısı, kısa süre içinde tüm Türkiye’ye yayıldı. Gençlerin verdikleri destekle birlikte, bazı isimler boykota katıldıklarını açıkladı. Bu hareket, hükümetin panik yapmasına ve boykotun etkilerini inkâr etmeye çalışmasına yol açtı. Ancak, boykotun etkileri oldukça geniş bir şekilde hissedildi ve Türkiye genelinde bir farkındalık oluşturuldu.
CHP'nin, belirli medya kuruluşlarını boykot etme kararı, ülke çapında dikkatle izleniyor. Bu boykotlar, belirli markalara ve medya organlarına karşı gerçekleştirilse de, çalışanlar ve emekçiler için dayanışma çağrısı yapıldı. Boykotun amacı, sadece patronları hedef almak değil, aynı zamanda Türkiye'nin demokratik haklarını savunmaktı.
Mehmet Şimşek’in ekonomi politikaları, Türkiye'yi dünya çapında itibarsızlaştırırken, darbe girişiminin ardından yaşanan olumsuzluklar da hala gündemde. Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’nin üyeliği konusunda yaşanan tartışmalar, darbe girişiminin Türkiye’ye olan etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu durum, ülkede yapılan toplantıların iptal edilmesine neden oldu ve Türkiye'nin dış ilişkilerinde yeni engeller ortaya çıkardı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı, Türkiye'nin geleceği için önemli adımlar attıklarını ve yurtdışında ülke adına mücadele ettiklerini belirtiyor. Ancak, yapılan tüm bu girişimlerin gelecekte yargı önünde sorgulanacağı, Mahkeme-i Kübra'nın eninde sonunda hesap sormak için var olacağı vurgulanıyor.
Türkiye’deki imza kampanyaları, özellikle Ekrem İmamoğlu'nun özgürlüğü için büyük bir dayanışma yaratırken, toplumsal etkilerinin de çok büyük olduğu belirtiliyor. Siyasi liderlerin ve halkın, karşılaştıkları zorluklara rağmen direncini koruyarak demokrasiye sahip çıkma mücadelesi devam ediyor.