Yeni bir protesto tarzı gibi gözükebilir ama Türkiye'nin yakın tarihinde "gizli boykot" uygulamaları oldukça etkili ve yaygındır. Bu gizli boykot işi uzun yıllardır tarikatler ve cemaatler tarafından uygulanır. Ancak en mükemmel,yaygın ve uzun vadeli gerçekleştiren Fetullahçı Terör Örgütüdür. Sadece örgüt mensuplarından alış veriş yaparlar. Sadece örgüte üye iş adamlarının ürünlerini kullanırlardı.
Ve hatta acil durumlar dışında sadece örğütün doktorlarına muayene olur ve kendi hastanelerinde para harcarlardı.
Bu şekilde başlangıçta çekirdekten bir ekonomi oluşturdular. Çekim güçleri arttıkça etraflarında örgüte üye esnaf ve iş adamı, bürokrat, politikacı kitlesi giderek arttı.
ABD ve İsrail'in ek desteği ile nasıl bir "çığ" haline geldiklerini gördük ve görmeye devam edeceğiz. Şimdi uygulanan boykot tarihte bu ve benzeri islamcı örgüt gizli boykotları ile karşılaştırılamaz.
Çünkü geleneksel olarak Atatürkçüler ve milliyetçiler bugüne kadar bu konuda organize olmayı akıllarından bile geçirmemişlerdir. Tatlı su solcuları zaten beceremez.
Şimdi bambaşka bir bilinçlenme ile bu organizasyon organik olarak başladı. Ama etkili olacaktır. Özellikle EspressoLab ve D&R gibi müşteri kitlesinin nerede ise tamamı muhalif kesimden oluşan marka ve sektörler bu boykot uzar ve yaygınlaşırsa ağır hasar alır.
Alternatifleri olduğu için de ülke ekonomisi zarar falan görmez. Sadece sermaye yer değiştirir. Yine aynı şekilde iktidara ait özel hastaneler de bu boykottan etkilenecektir.
Çünkü onların da müşteri kitlesinin çoğunluğu muhaliflerden oluşur. Gençler bu boykot işinde oldukça kararlı gözüküyor ve sonsuza kadar bu protestoyu sürdürebilir potansiyele sahip.
Sırf eylem kırmak için,siyasal islama ve Türk islam sentezine gönül vermiş insanlarda da bir kafeterya kültürü ve kitap satın alıp okuma kültürü gelişebilir mi?
Bir de bu olursa uzun vadede ülkeye bu boykotlar bir katkı daha sağlamışlar demektir.